10 Temmuz 2015 Cuma


Turhal da trafo merkezinde meydana gelen patlama sonrasında yangın çıktı.
Edinilen bilgiye göre, Tokat’ın Turhal ve Zile ilçeleri arasında bulunan 10. İletim Tesis ve İşletme Müdürlüğü Tokat İletim Şebekeleri İşletme Bakım Müdürlüğü Turhal Trafo Merkezi’nde akşam saatlerinde bir patlamayla yangın çıktı. İki ilçenin elektriğini veren ana trafo merkezinde çıkan yangına Turhal Belediyesi itfaiye ekipleri bir süre müdahale edemedi. Alevlerin azalmasıyla  trafo merkezine itfaiye ekipleri köpük sıkarak müdahale etti. Yaklaşık bir saat süren yangın kontrol altına alınırken, iki ilçe ve bu ilçelere bağlı köy ve beldeler karanlığa gömüldü. Trafo merkezine yakın noktada oturan vatandaşlar yetkilerden bilgi almaya çalıştı. Yaklaşık 2 saat süren çalışmalar sonrasında yedek trafo devreye sokularak elektrik verildi. Akabinde yaşanan teknik arızalar nedeniyle elektrikte kısa süreli kesintiler yaşanırken, bakım onarım çalışmaları devam ediyor. TEİAŞ yetkilileri olayla ilgili açıklama yapmadı.
Turhal Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu ise yangının teknik bir arızadan kaynaklandığını, yangını kesin sebebinin yapılacak olan incelemenin ardından ortaya çıkacağını kaydetti.

Ona dokunan bu hale geldi…



Tedavisi 7 Yıl Sürüyor

     İngiltere’de 5 çocuk tavşancıl otu bitkisine dokununca vücutlarında korkunç yaralar oluştu. Tavşancıl otu bitkisi, bünyesinde barındırdığı zehirli maddelerden dolayı dokunan kişilere ciddi zararlar veriyor.
İngiltere’de parkta oynayan 5 çocuk bu bitki ile temas edince vücutlarında kimyasal yanıklar oluştu. Çocuklar bitkiyle temas ettikten sonra durumu fark etmediler. Fakat zaman geçtikte vücutlarında döküntüler ve yanıklar oluşmaya başladı.
Doktorlar, vücuttaki kızarıkları ilk gördüklerinde sebebi belli olmayan alerjik reaksiyon teşhisi koyup aileleri evine gönderdi.

Korkunç acıya dayanamadıklarını söyleyen çocukları tekrar hastaneye götüren aileler, çocukların vücutlarında oluşan kabarcıkların tavşancıl otundan kaynaklı kimyasal reaksiyon olduğunu öğrendi.
Çocuklardan birinin babası, “Çocuğum acı içinde bağırıyordu ve doktorların ne olduğu hakkında fikri yoktu. İlk başta kızarıklarla başladı, sonra döküntüleri gördüm. 48 saat sonunda ise kabarcıklar oluşmaya başladı çocuğumun vücudunda” dedi.
Kent Konseyi ile konuşan ailelere “Biz bu durum için çok üzgünüz, tavşancıl otuna dair bir mücadele başlatıyoruz” cevabını aldı. Süs bitkisi olarak tanıtılan tavşancıl otunun verdiği hasarlar yedi senede iyileşebiliyor.

Bu bitkiye dokunmuş olan kişilerin güneş ışığından kendileri koruması gerekiyor. Uzmanlar bu bitkiye dokunmanız halinde hemen doktora gitmeniz gerektiğini söylüyor.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Akrabalarını Tarlada Öldürdü.


    TOKAT’ın Niksar ilçesinde 1 hafta önce, tarlada birlikte çalıştığı 2 çocuğunun annesi eşi 32 yaşındaki Aysel Korkmaz ve akrabası 37 yaşındaki Nazım Korkmaz’ı av tüfeğiyle öldürüp kaçan 38 yaşındaki Halit Korkmaz,jandarmaya teslim oldu.

Niksar ilçesinde bağlı Çalca Köyünde yaşayan Halit Korkmaz, 1Temmuz’da kendilerine ait olan tarlada çalışan eşi Aysel Korkmaz ve akrabaları olan 3 çocuk babası Nazım Korkmaz ile bir araya geldi. Fakat bu sırada Halit Korkmaz ile Nazım Korkmaz arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonrası Halit Korkmaz, yanında getirdiği ruhsatlı av tüfeği ile Nazım Korkmaz ve eşi Aysel Korkmaz’a ateş açarak öldürdü. Olayın ardından köy muhtarı Halil Kaya’yı arayarak, ’Tarlada iki cenaze var, kaldırın’ diyen Halit Korkmaz, tüfeği yanına alıp, olay yerinden kaçtı. Olayın ardından Halit Korkmaz’ı arama çalışmaları başlatıldı, fakat yakalanamadı.

8 gün boyunca kırsal alanda saklandığı öğrenilen Halit Korkmaz, sabahsaat 05.30’da Niksar ilçesinde Çamiçi Jandarma Karakoluna teslim oldu. Burada ilk ifadesinde Halit Korkmaz, Nazım Korkmaz’ın kendisine eşi hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle önce tartıştığını, ardından ise kendisine tırpanla saldırması üzerine vurduğunu açıkladı. Jandarmaki ifadesinin ardından Halit Korkmaz, adliyeye sevk edilecek.

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Küçük Enes’in otopsi raporu kan dondurdu!

Küçük Enes diri diri mi gömüldü?
IĞDIR’ın Tuzluca İlçesine bağlı Güllüce köyünde kaybolduktan 6 gün sonra toprağa gömülü halde bulunan ve yasak aşka tanık olduğu için öldürüldüğü ortaya çıkan 6 yaşındaki Enes Tosun’un yapılan otopside, çuvala konulduğu için cesedinin normalden çok daha hızlı çürüdüğü belirlendi.Tuzluca ilçesinin Güllüce Köyünde Bahar-Metin çiftinin 6 yaşındaki oğulları Enes Tosun, 29 Haziran günü oynamak için çıktığı eve bir daha dönmedi. Ankara’dan getirilen özel ekibin ceset arama köpeklerinin de yardımıyla 4 Temmuz günü yaptığı aramada, Enes Tosun’un cesedi, bitişiklerindeki evin bahçesinde çuvalla gömülmüş halde bulundu. Cinayetle ilgili baba Metin Tosun’un amcasının oğlu Mahmut Tosun, Mahmut’un eşi Güneş Tosun, Mahmut’un kardeşi Mehmet Tosun, akrabaları Ahmet Tosun gözaltına alındı.
Çocuğun yengesi olan 3 çocuk annesi Güneş Tosun jandarmadaki ilk ifadesinde, evlerine gelerek oyun oynayan Enes’i yaramazlık yaptığı için ittiğini ve çocuğun kafasını duvara çarpınca bayıldığını, bunun üzerine korkup bahçeye gömdüğünü ileri sürdü.
Dün adliyeye çıkarılan Güneş Tosun, akrabaları olan Ahmet Tosun ile gönül ilişkisi bulunduğunu, olay günü Enes’in kendi çocuklarıyla oynamak için açık olan kapıdan eve girdiğini anlattı. Enes’in odaya girdiğinde kendisi ve sevgilisini yatakta yakaladığını söyleyen Güneş Tosun, gördüklerini anlatmaması için Ahmet Tosun’un çocuğu yakalayıp yazmayla boğduğunu iddia etti.
Ahmet Tosun’un Enes’i öldürdükten sonra kabloyla el ve ayaklarını bağladığını anlatan Güneş Tosun, sevgilisi Ahmet’in “Geri dönüşü yok. Ben çıkıyorum. Sen gerisini hallet” dediğini öne sürdü. Bunun üzerine Enes’in cesedini çuvala koyup bahçeye gömdüğünü ifade eden Güneş Tosun ile sevgilisi Ahmet Tosun tutuklandı. Güneş Tosun’un eşi Mahmut Tosun ise ‘tedbiren’ tutuklanırken, Mehmet Tosun ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kuzenler Iğdır B Tipi Kapalı Cezaevine, Güneş Tosun ise Erzurum Kapalı Cezaevine gönderildi.
Enes Tosun’un ölümünün ardından olay yerinde yapılan inceleme ve otopside ilginç detaylar ortaya çıktı. Güneş-Mahmut Tosun ile Mehmet Tosun’un ortaklaşa kullandıkları bahçede, ceset arama konusunda eğitilmiş köpekleri ile yapılan aramalarda Enes’in cesedinin bulunmaması için 3 kez yerinin değiştirildiği tespit edildi. Enes’in cesedinin bulunduğu noktanın Güneş Tosun’un evine 15 metre, Mehmet Tosun’un evinin duvarına çok yakın olduğu belirtilen olay yeri incele raporunda, Enes Tosun’un çok sevdiği ‘Pepe’ çizgi film karakterli tşörtü ile ölüme gittiği görüldü. Cesedinin 40 santim derinlikteki çukura konulduğu, Erzurum Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi de ise çürümeye bağlı ödem nedeniyle küçük Enes’in vücudunun çok şiştiği, yüzünün tanınmaz hale geldiği belirtildi.
Elleri arkadan bez parçası ve elektrik kablosu ile ayaklarının da bileklerden elektrik kablosu ile bağlanan Enes’in ağzının da eşarp bulduğu bildirildi. Ölüm nedeni kesin olarak belirlenemeyen minik Enes’in beyin dahil tüm organlarından patalojik inceleme için örnekler alındı. Boğuşma ihtimali nedeniyle de tırnaklarından DNA örneği alınan Enes’in kafatasında ise çarpmaya bağlı darp izine rastlanmadı. Çuvala konulduğu için nefes borusundan toprak çıkmayan Enes’in, öldürülmeden gömülebileceği ihtimali üzerinde duruldu. Enes Tosun’dan alınan kan, patolojik ve DNA örnekleri Erzurum, Trabzon ve İstanbul Adli Tıp Kurumlarında incelenecek. Enes’in kesin ölüm nedeni ayrıntılı otopsi sonuçunda belirlenecek. 

13 Mart 2015 Cuma

Tokat UMKE, Suriyeli mülteciler için görev başında


   Ülkelerindeki iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteciler için Şanlıurfa İli Ceylanpınar İlçesi’nde kurulan Sahra Hastanesi'nde Sivas ve Tokat Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) görev yapıyor.
         Ülkelerindeki iç karışıklıklar nedeniyle ülkemize sığınan Suriyeli mülteciler için Şanlıurfa İli Ceylanpınar İlçesinde kurulan ve 21 bin mülteciye ev sahipliği yapan kamp 12 mahalleden oluşmaktadır. 1 mahallede 460 çadır bulunmaktadır.
         Kampta kurulan Sahra Hastanesi’nde poliklinik hizmetlerinin yanında aşılama hizmetleri ve gebe takipleri de yapılıyor.
         Ceylanpınar Kampı Sahra Hastanesi’nde 23 Şubat-08 Mart 2015 tarihleri arasında 7. Bölge UMKE personelleri; Turhal Devlet Hastanesi personellerinden ATT Ali Aslan ve anestezi teknisyeni Saffetin Yorulmaz, Sivas UMKE’den Paramedik Hakan Yılmaz, ATT Abdulkadir Karasu, Hemşire Nezahat Mercan görev yapıyor.
Haber: Ali CANBAŞ

3 Mart 2015 Salı

Geçici işçilerin kadro beklentisi


    Turhal Şeker Fabrikası’nda yıllardır geçici olarak çalışan işçiler, kadro beklentisi içerisinde.
         Bir umutla kadro bekleyen geçici işçiler, Şeker İş-Sendikası Turhal Şubesi’ni ziyaret ederek, sıkıntılarını dile getirdiler.
         Şeker-İş Sendikası Turhal Şube Başkanı Mehmet Elvan Yılmaz, Turhal Şeker Fabrikası’na KPSS ile 22 adet daimi işçi alınacağını belirterek, bu alımın yıllardır fabrikada geçici işçi olarak çalışan, kalifiyeli işçiler arasından alınması gerektiğini söyledi.
         Geçici işçilerin kadro beklentisi içerisinde olduğunu ve sendika olarak bu konunun takipçisi olduklarını söyleyen Yılmaz, şunları söyledi:
         “Fabrikamızda yaklaşık 20 yıldan fazla hizmet eden 155 geçici işçi arkadaşımız bulunmaktadır. 5620 sayılı kanun gereği bu arkadaşlarımız 6 ayın altında çalışmaktalar. Yani yaklaşık 170 gün fabrikamızda çalışmaktadırlar. 170 gün harici bu arkadaşlarımızı çalıştıramadığımız için Makina Fabrikamız da çoğu işlerimiz dışarıya gönderiliyor. Buradaki işleri yetiştirmekte sıkıntılar çekmekteyiz. Bazı işlerimiz taşeron marifetiyle yapılmaktadır.Geçenlerde gelen bir yazıya göre fabrikamıza 22 adet daimi işçi alınacağı belirtiliyor. Buda KPSS ile alınacak. Yıllarını vermiş bu arkadaşlarımız burada dururken dışarıdan eleman alınması tabiî ki bu arkadaşlarımıza çok büyük sıkıntılar veriyor. Bunlar genç yaşlarda bu fabrikalara girip günlerini vermişler, çoluk çocuk sahibi olmuşlar, çoğu arkadaşlarımız üniversitelerde çocuklarını okutmaktadır. Bu arkadaşlar 170 gün çalıştıktan sonra çıkış verilmektedir. Arkadaşlarımız bu haberi aldıktan sonra sendikamızı ziyarete geldiler, “bizler burada dururken bu fabrikalara işçi alınmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz bu konuda ne gerekirse yasal olarak onu yapacağız. Tüm haklarımızı arayacağız” diye arkadaşlarımız bizleri ziyarete gelmişler. Bizde bu konuları konuştuk, yetkililere taşıyacağımızın sözünü verdik. İnşallah bu arkadaşlarımız bu kadroya sahip olurlar.
         VERİLEN O SÖZÜN MÜJDESİNİ BEKLİYORLAR
         2007 yılında bu fabrikada 250’nin üzerinde kişi kadro aldı. Allah razı olsun. Yine bu hükümet tarafından bu kadro verildiği zaman bu arkadaşlarımıza şu söyledi; “Evet arkadaşlar şuanda 250 kişiye kadro veriyoruz ama kalanlara da inşallah bu kadroyu vermek bize nasip olur” demişlerdi. Şimdi arkadaşlarımız o müjdeyi bekliyorlar. O günden bu tarafa da çok sayıda arkadaşlarımız daimi arkadaşlarımız emekli oldu. Şuanda eleman sıkıntısı çekiyoruz. Bu kadronun biran evvel verilip arkadaşlarımızın daimi işçi statüsüne geçmesini istiyoruz. Bizde bunun için Genel Müdürlüğümüzle, Genel Merkezimizle, siyasilerimizle gerekli diyalogu yapıyoruz. İnşallah sonuç alırız, bu arkadaşlarımızda bu sevinci yaşarlar. Arkadaşlara bu zor günlerinde Allah kolaylık versin”
         “BİZLER KALİFİYELİ ELEMANLARIZ”
         18 yıldır geçici işçi olarak çalıştığını belirten Niyazı Demir, “2006 yılında şimdiki iktidarımızın vermiş olduğu 220 bin kadro içerisinde yer alamadım. Ama o zamanki verilen sözün yerine getirilmesini istiyoruz. Bizler geçici işçi olarak her zaman fedakarca çalışmaktayız. Bizler kalifiyeli elemanlarız. Yeni işe girecek bir arkadaşımız benim çalıştığım kısmı öğrenebilmesi için en az 2 senesini vermesi gerekiyor. 2 sende fabrikamızın çok kaybı olacağını bildiğim için şahsım ve arkadaşlarım adına şimdiki iktidarımızdan bizleri mutlu edecek hayırlı haberleri bekliyorum. Başbakanımızdan bizlere yardımcı olmasını bekliyoruz” dedi.
         “MADEM İHTİYAÇ VAR NEDEN İŞTEN ÇIKARILDIK?”
         19 yıldır geçici işçi olarak çalışan Özgür Yıldız, “2006 yılında 180 gün şartı konularak kadro verdiler. Amenna kadro alan işçilerde bizim arkadaşlarımız. Kabul ettik sinemize çektik. Bizi çalıştırmadılar, iş verdilerde çalışmadık gibi bir pozisyon oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik’in yanına kadar girip makamında ziyaret etti. Bize söz vermişti ‘bu sıkıntınızı halledeceğiz’ diye. Geldik 2015 yılına seçim öncesi dedik, inşallah bizlerde ekmek yeriz dedik. Bizim 20 yıldır verdiğimiz emekler hep hiçe sayıldı.
         15 Ocak’ta işten çıkarıldım işsizim. İş hakkım askıya alınıyor başka bir işe de giremiyorum. Neden giremiyorum? Seni martta geri işe alacağız, 1-1.5 ay daha çalışacaksın diniliyor. Hangi işveren beni 1 aylığına işe alır? Hiç kimse almaz. Peki, senin şirketinin ihtiyacı vardı alamana beni neden işten çıkardın? Benim suçum nedir? Tamam, işi bana ver ben çalışayım. 20 yıldır bu şirketin zulmünü ben çekeceğim, her sene 6 ay çalışacağım ondan sonra beni ortada bırakacak. Sen şöyle kenarda dur, sen hak etmiyorsun bunu diyecek başka eleman alacak. Hak mıdır bu?
         DAĞA MI ÇIKALIM, TERÖRİST Mİ OLALIM?
         Hakkımızı almak için dağa mı çıkalım, terörist mi olalım, devlete kurşun mu sıkalım? Onu da yapmıyoruz. Bu devlete alnımızın teriyle askerlikte yaptık, terörle de mücadele ettik karşılığı bu olmaması gerekir. Ben Allah’ın adaletine inanıyorum. Türkiye’de artık insanlar adalet dağıtıyor. Onlarında dağıttığı adalet karşısında alacakları cezayı da öbür dünyada bizler hesaplaşırız. Benim tek diyeceğim şu; benim hakkım olan kadroyu ben istiyorum. O benim hakkım. Ben 20 senedir umutla kadromu bekledim. Ondan sonra benim karşıma geçip sana vermiyorum, aldım alacağımı diyemez. Bu hakka da hukuka da aykırıdır” dedi.
         “BİZİM BİR GEÇMİŞİMİZ VAR”
         17 senelik geçici işçi Yılmaz Yılmaz, “Biz şirkete eleman alınmasın demiyoruz. 20 senelik bizim bir geçmişimiz var. Önce bu 20 senemizin karşılığı olan kadrolarımızın verilmesini rica ediyoruz. Bizimde toplumda yerimizin olabilmesi için kadroya ihtiyacımız var. Şuanda toplumda, çevremizde ve arkadaşlarımızın arasında ikinci sınıf vatandaş olarak gözüküyoruz. Bir esnafa gittiğimiz zaman geçici işçiyiz diye bize vadeli, taksitli hiçbir eşya hiçbir malzeme verilmiyor. Turhal Şeker Fabrikası’nda bizim gibi 152 işçi bu sıkıntıyı çekmektedir. Türkiye genelinde 3 bin 800 işçimiz var. Devlet büyüklerimden rica ediyorum biz adam alınmasın demiyoruz, önce bizim kadromuz verilsin daha sonra adam alınsın diyoruz” dedi.
         “BEN BU FABRİKAYA GENÇLİĞİMİ VERDİM”
         28 yıldır kazan dairesinde çalıştığını söyleyen Kemal Kaplan, “Ben bu fabrikaya gençliğimi verdim ama hala kadro alamadım” dedi.
          Kaplan, şunları söyledi:
         “Bu fabrikaya girdiğimde daha 24 yaşında bir delikanlıydım ama şuanda 52 yaşına geldim. Ben hakkım olan kadroyu istiyorum. Bana bugün 22 kişiyi işe alacaklarını söylüyorlar ben buna karşıyım. Alınsın ama önce benim kadromu versin. Ben devlet büyüklerimden hakkım olanı istiyorum. 28 senemi vermişim daha günüm yok, emekliliğime daha dünya kadar gün var. Emeklide olamıyorum. Ben bugün dışarı çıksam iş bulamıyorum. Beni çalıştıracak kişiyi de bulamıyorum.  Çünkü ben 52 yaşına geldim düşüne düşüne şeker hastası oldum. Çünkü ben evime her gün ekmek götürme zorundayım. Diyeceğim şu ki bize hakkımız olan kadromuzu versinler. Biz hiç kimseden sadaka istemiyoruz.
         KİMSEYİ MAĞDUR ETMESİNLER
         Maaşlara gelince biz fazla maaşta istemiyoruz. Maaşımızı gerekirse bin 500 TL ye düşürsünler. Yeni alınacaklar 2 bin 400 TL’ye işe başlayacaklar ama şuan bizim çoğumuz bin 600 TL alıyor. Gerekirse maaşlarımız aşağı çekilsin ama kadromuz verilsin. Kimseyi mağdur etmesinler. Devlet büyüklerinden bunu bekliyoruz”
         Geçici çalışan işçiler, açıklamaların ardından Turhal Şeker Fabrikası Müdürlüğü’ne sunmak üzere dilekçe doldurdular. 
HABER:Ali Canbaş

21 Şubat 2015 Cumartesi

Turhal Ülkü Ocakları : Bir Ölüp, Bin Dirileceğiz, Bir Gidip, Bin Geleceğiz!


Turhal Ülkü ocakları Ege Üniversitesi'nde bıçaklanarak öldürülen Fırat Yılmaz Çakıroğlu için belediye meydanında basın açıklaması yaptı

İzmir'de Ege Üniversitesi Kampüsü’nde, karşıt görüşlü öğrenci grubu arasındaki çıkan ve çok sayıda öğrencinin yaralandığı ve Ülkü Ocakları Ege Üniversite Başkanı Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümünün
Ardından Turhal ülkü ocakları ilkindi namazına mütakip Turhal  kesikbaş cami’inde Gıyabında cenaze namazı kılarak  belediye önüne geçtiler burada  Ülkücü gençler Türk bayrağını  açarak  tepkilerini gösterdiler .
Ülkü ocakları başkanı ömer çelik ve MHP Turhal ilçe teşkilatı başkanı Gökhan bozkurt Müşterek bir basın açıklaması yaptı. 

Açıklama  
“Çözüm” adı verilen ihanet süreci bu defa Ege Üniversitesi’nde etkisini göstermiştir. Üniversite kampüslerini terör örgütü kamplarına çeviren eli kanlı teröristler söz konusu üniversiteyi adeta saldırı üssü olarak kullanmaya başlamışlardır. Üç günden beri kampüste kargaşa çıkartan kanı bozuk hainler bugün, Ülkücü öğrencilere saldırarak Fırat Çakıroğlu isimli gönüldaşımızı bıçaklı saldırıyla yaralamışlardır.
Uğradığı bıçaklı saldırı sonucunda yaralanan Ülküdaşımız, bölücü canavarların olay yerine gelen ambulansı engellemesi sonucu şehit düşmüştür.
Çözüm adı altında başlatılan yıkım süreci emarelerini göstermeye devam etmektedir. Şımartılan, her türlü küstahlığına göz yumulan bölücü terör örgütü şehirlerde, sokaklarda ve okullarda kin kusmayı sürdürmektedir.
“Analar ağlamasın” sloganıyla başlatılan bu süreç çözümün değil yalnızca çözülmenin başlangıcı olmuştur.
Bu süreçten bölücüler daima kârlı çıkmış, imtiyazlar koparmış ve başta İmralı’daki bebek katili olmak üzere teröristler adeta masumlaştırılmıştır.
Hukuk çiğnenmiş, adalet sarsılmıştır.
Öğrencilikle ve insanlıkla hiçbir ilgisi bulunmayan caniler güruhu, üniversitelerde delici, kesici ve hatta ateşli silahlarla ellerini kollarını sallayarak gezmektedirler.
Bu taviz sürecinden yüz bulan şeref yoksunu bölücüler, Milliyetçi-Ülkücü gençleri hedef almaktadırlar.
Sizler saraylarınızda otururken yaptığınız açılımın ceremesini Türk Milleti ve ülkücüler çekmektedir.
Bu vesile ile devlet erkanına seslenmek istiyoruz:
Elim saldırıyı gerçekleştirenlerin bulunup en ağır şekilde cezalandırılması hükümetin namus borcudur.
Ülkücü Hareket, şehit kardeşinin davasının daima takipçisi olacaktır.
Süleyman Özmen Ağabey’e benzer bir şekilde Hakk’a yürüyen kardeşimizin, anısı tıpkı diğer şehitlerimizinki gibi sonsuza dek yaşatılacak ve acısı her daim yüreklerimizde olacaktır.
Bu kahpe saldırının derhal aydınlatılması, bedbaht faillerinin hemen bulunması gerekmektedir.
Ülkücüler için bıçak kemiğe dayanmış, içimizin kanlarını akıttığımız bardak ise taşmıştır. Bu kahpeliği asla unutmayacağız.
Kimse sabırlı oluşumuzu uysal olduğumuz şeklinde yorumlamamalıdır.
Şu asla unutulmamalıdır ki: Ülkenin bekası ve selameti için sabır ve sükutu şiar edinen Ülkücüler, fırtına öncesi sessizliği de daima içlerinde barındırmaktadırlar!
Can verdiğimiz gibi canımızı korumasını da elbette biliriz!
Terör örgütü uzantılarına sözde mahkeme kuracak kadar yüz veren, kampüslerin terör kampı haline getirilmesine izin verenler, ilelebet terör örgütü ile aynı damgayı taşıyacak ve Türk Milleti’nin öfkesinden kurtulamayacaklardır.
İktidardan aldığı tavizler ile Ülküdaşlarımıza saldırma cüretini gösteren hainler, Türk Milliyetçileri’nin tavizsiz duruşu karşısında şüphesiz hüsrana uğrayacaklardır.
Ülkücü Hareket dün nasıl küresel güçlerin sömürü düzenine izin vermediyse, bugünde bu güçlerin taşeronluğunu yapan terör örgütünün ve mevcut iktidarın bölme projelerine geçit vermeyecektir.
Türk Milleti bu elim hadisenin acısını içine atmayacak, hesabını eli kanlı canilerden ve ihanet ortaklarından mutlaka soracaktır.
Tarihi şehitlerle dolu ve şanlı bir geçmişe sahip olan Ülkücü Hareket, safları daha da sıklaştırarak kutlu yürüyüşüne devam edecektir.
Şehadet şerbetini içerek şehitler kervanına katılan yiğit Ülküdaşım Fırat Çakıroğlu kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailesine ve camiamıza sabırlar diliyoruz.
Yüce Allah’tan Aziz Şehidimiz Fırat kardeşim gibi bizlere de, bayrak uğruna kan, vatan için can vererek şehitlik makamına eriştirmesini niyaz ediyorum.
Bir ölüp, bin dirileceğiz, Bir gidip, bin geleceğiz! 


Ülkücü gençler basın açıklamasının ardından  meydandan ellerinde Türk bayrağı ile sessizce ayrıldılar.